Sizi Egonuz Mu Duygusal Zekanız Mı Yönetiyor?

1. Kazanma Takıntısı 

2. Amaç Uğruna Kendi Değerlerinden Taviz Vermek 

3. Kahraman Olma Arzusu

Merhaba, herkese iyi haftalar dilerim. Bu hafta egomuzun kurumsal hayatta nasıl bizi etkisi altına alabildiğinden bahsetmek istiyorum. Bazen kararlarımızı duygusal zekâmızla aldığımızı düşünsek de farkında olmadan egomuzun bizi yönlendirdiği durumlarla karşılaşabiliriz. Ego ve duygusal zekâ arasındaki dengeyi sağlamak, hem kişisel hem de profesyonel hayatımızda daha sağlıklı ilişkiler kurmamıza yardımcı olur. Peki, egomuzun duygusal zekâmızı ele geçirdiğini nasıl anlarız? İşte üç önemli işaret: 

1. Kazanma Takıntısı 

Ego devreye girdiğinde, anlık kazanımlara odaklanırız ve büyük resmi kaçırabiliriz. Başarıyı her şeyin önüne koyduğumuzda, uzun vadeli ilişkiler ve etik değerler zarar görebilir. 

Örneğin, bir çalışan olarak büyük bir müşteri kazanmak istiyorsunuz ve bunun için ekibinizin sınırlarını zorluyor, sözler veriyor ve hatta bazen gerçekleri çarpıtıyorsunuz. Kısa vadede kazançlı çıkabilirsiniz, ancak uzun vadede ekibinizin güvenini kaybedebilir, profesyonel itibarınızı zedeleyebilirsiniz. Oysa ki duygusal zekâ ile hareket eden biri, ekibini sürece dahil eder, başarıyı birlikte paylaşır ve sürdürülebilir ilişkiler kurar. 

2. Amaç Uğruna Kendi Değerlerinden Taviz Vermek 

Egonun kontrolü ele geçirdiği anlarda, kendimizi tanıyamayacağımız şekilde davranabiliriz. Duygusal zekâ ile hareket eden biri ise empatiyi ve etik değerlerini kaybetmez. 

Örneğin, bir boşanma sürecinde olan bir ebeveynin, çocuklarını eski eşine karşı kullanması durumu ele alalım. Anne ya da baba, bilinçsizce de olsa çocuklarını manipüle ederek kendisini mağdur gibi gösterebilir. Ancak bu durum çocukların psikolojisini olumsuz etkileyerek onların duygusal yükünü artırır. Duygusal zekâ ile hareket eden bir ebeveyn ise kendi kırgınlıklarını çocuklarının sağlığının önüne koymaz, onların bağımsız bir şekilde ilişkilerini yönetmelerine fırsat tanır. 

3. Kahraman Olma Arzusu 

Başkalarına yardım etmek her ne kadar olumlu bir davranış gibi görünse de, eğer bu yardım ihtiyacı olan kişiyi daha da bağımlı hale getiriyorsa, burada ego devreye giriyor olabilir. Gerçek destek, birinin kendi sorunlarını çözmesine yardımcı olmak, ona yön göstermek ama onun yerine kararlar almamaktır. 

Bir iş yerinde, bir çalışan yöneticisiyle anlaşmazlık yaşadığında, bir arkadaşının ona destek olması doğaldır. Ancak bu destek, yöneticiyi kötüleyerek ekibi ona karşı kışkırtmak yerine, çalışanın kendi haklarını savunmasını teşvik eden bir yaklaşım olmalıdır. Böylece hem bireyin özgüveni artar hem de uzun vadede daha sağlıklı bir çalışma ortamı oluşur. 

Sonuç 

Hepimiz zaman zaman egomuzun etkisi altında kalabiliriz, bu insan olmanın bir parçasıdır. Ancak önemli olan, bunun farkına varıp kendimizi kontrol edebilmek ve duygusal zekâmızla hareket edebilmektir. Empati, öz-farkındalık ve etik değerlerimizi ön planda tuttuğumuzda, hem daha güçlü ilişkiler kurar hem de uzun vadeli başarılara imza atabiliriz. 

Duygusal zekanız ile egonuzu güçlendirin ama sizi ve kararlarınızı yönlendirmesine izin vermeyin!