Hakikat kelimelerin üstündedir.
Oysa yapay zekanın herhangi bir şey hissettiğine dair elimizde hiç bir kanıt yok!
Ünlü tarihçi Yuval Noah Harari, Davos 2026’da yaptığı konuşmada yapay zekâ ile insan arasındaki en temel farkın duygular olduğunu vurguladı. Hakikat kelimelerden üstündür diyen Harrari’ye göre yapay zekâ dili ele geçirmiş durumda. Düşünebiliyor, araştırabiliyor ve bir insanın ulaşabileceğinden çok daha hızlı şekilde bilgiye ve düşünceye erişebiliyor. Bunu da dil aracılığıyla yapıyor. Ancak insan böyle çalışmıyor.
İnsanın söylediği her sözün, verdiği her kararın arkasında görünmeyen ama çok güçlü bir kaynak var: HİSSETTİKLERİ.
Merakla düşünen bir insanla, korkuyla düşünen bir insanın aldığı kararlar arasında ciddi farklar vardır. Çünkü hissettiklerimiz; düşüncelerimizi, düşüncelerimiz de davranışlarımızı doğrudan etkiler. Duygular, insan aklının sessiz ama en güçlü yönlendiricisidir.
Harari, bugün hâlâ yapay zekânın herhangi bir şeyi hissettiğine dair elimizde hiçbir kanıt olmadığını açıkça ifade ediyor. Ve tam da bu nedenle, insanlığın sahip olduğu en büyük gücün hissetme kapasitesi olduğunu söylüyor.
Biz de uzun yıllardır uzmanlık alanımız olan duygu bilimi ve duygusal zekâ çalışmalarında, tam olarak bu noktaya odaklanıyoruz:
Duygularımızın düşüncelerimizi, düşüncelerimizin de davranışlarımızı nasıl etkilediğini fark etmek ve yönetebilmek.
Uzun süre “artı bir yetkinlik” olarak görülen bu alan, artık bir tercih değil. Bugünün ve yarının dünyasında temel bir gereklilik.
Duygusal zekâ her zaman önemliydi.
Ama yapay zekâ çağında, ne kadar hayati olduğunu artık Noah Harari’nin sözleriyle de net biçimde duyuyoruz.
